İslam’da Çocuk Sahibi Olmak: Kutsal Bir Emanet, Ömür Boyu Sorumluluk ve Cennete Giden Bir Yol

Tahiru Nasuru··16 dk okuma
İslam’da Çocuk Sahibi Olmak: Kutsal Bir Emanet, Ömür Boyu Sorumluluk ve Cennete Giden Bir Yol

Giriş: Çocuklar Allah’tan Bir Emanettir

İslam’da çocuk sahibi olmak sadece kişisel bir hayal, kültürel bir beklenti ya da evli hayatın doğal bir aşaması değildir. O, bir emanet, Allah ﷻ tarafından verilmiş mukaddes bir güvendir. Bir çocuk yalnızca bir haneye doğmaz; o haneye emanet edilir. Bu emanet, çocuğun bedenini, kalbini, zihnini, ahlakını, dinini ve ebedî yönünü kapsar.

İslam, anne babalığı büyük bir ciddiyetle ele alır. Bu yol; merhamet, sevinç, şefkat, yorgunluk, fedakârlık ve mükâfatla doludur. Ancak aynı zamanda sorumluluk da taşır. Anne babalar yalnızca çocuklarını yedirmek, giydirmek, barındırmak ve eğitmekle yükümlü değildir. Onları Allah’a yönlendirmek, hakikati öğretmek, bozulmadan korumak ve İslam üzere yetişmelerine yardımcı olmakla da sorumludurlar.

Allah ﷻ müminlere şöyle emreder:

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan bir ateşten koruyun...”
Kur’an 66:6 (Quran.com)

Bu ayet her anne babanın kalbini sarsmalıdır. Çünkü aileyi yalnızca toplumsal bir birim olarak değil, manevi bir sorumluluk olarak öğretir. Müslüman anne baba şu soruyu sormalıdır: Bu çocuk sadece dünya başarısı için mi yetiştiriliyor, yoksa cennet için mi?

İslam’ın Anne Babalığa Bakışı

İslam’da anne babalık niyetle başlar. Bir Müslüman çocukları birer ödül, süs unsuru ya da toplumsal başarının kanıtı olarak görmez. Çocuklar Allah’ın hediyeleridir; ama aynı zamanda birer imtihandır. Mutluluk getirirler, fakat sabrı da ortaya çıkarırlar. Sevgi getirirler, ama fedakârlık da isterler. Kalbi yumuşatırlar; bununla birlikte bencilliği, öfkeyi, gafleti ve zayıflığı da açığa çıkarırlar.

İslam’da başarılı anne baba, çocuğu zengin, meşhur ya da akademik olarak çok başarılı olan kişi değildir sadece. Gerçek başarı; çocuğun Allah’ı tanıması, yalnızca O’na ibadet etmesi, Allah’ın Resûlü’ne ﷺ uyması, başkalarının haklarına riayet etmesi, anne babasına hürmet göstermesi ve takva ile yaşamasıdır.

Bu, dünyevi eğitimin göz ardı edildiği anlamına gelmez. İslam faydalı bilgiyi ve üstünlüğü teşvik eder. Ancak Müslüman anne baba bilir ki çocuğun Allah ile ilişkisi, herhangi bir diploma, kariyer ya da toplumsal itibardan daha büyüktür.

Çocuklar Nimet ve İmtihan Olarak

Çocuklar dünya hayatının süslerindendir; fakat aynı zamanda bir imtihandır. Anne babanın önceliklerini sınarlar. Anne babanın gerçekten ahiretin dünyadan daha önemli olduğuna inanıp inanmadığını ortaya çıkarırlar. Allah rızası için rahatını, vaktini, malını ve nefsini feda edip etmeyeceğini sınarlar.

Bir çocuk, özellikle salihlik üzere yetiştirildiğinde, sevaba giden bir yol olabilir. Peygamber ﷺ, kişi öldüğünde amelinin üç şey dışında sona ereceğini öğretmiştir: sadaka-i cariye, faydalı ilim veya kendisine dua eden salih bir evlat. Bu rivayet Sahih Muslim 1631’de sahih olarak nakledilmiştir. (Abuamina Elias)

Bu da salih bir şekilde anne babalık yapmanın, kişiye ölümünden sonra da fayda sağlamaya devam edebileceği anlamına gelir. Anne baba kabre girdikten çok sonra bile bir çocuk ellerini kaldırıp, “Allah’ım, anne babamı bağışla” diyebilir. Bundan daha büyük hangi hazine olabilir?

Evlilikten Önce Çocuklara Hazırlık

Çocuklara hazırlık hamilelikten önce başlar. Hatta evlilikten de önce başlar. Kişinin eş olarak seçtiği kimse, çocuklarının gelecekteki babası ya da annesi olabilir. Bu, küçük bir mesele değildir.

Eş sadece bir hayat arkadaşı değildir. Eş, çocuğun ilk dünyasının bir parçası hâline gelir. Çocuk o kişinin namazını, konuşmasını, ahlakını, öfkesini, cömertliğini, dürüstlüğünü, hayâsını ve Allah ile ilişkisini gözlemleyecektir. Salih bir eş, sekinet ve takva üzerine kurulu bir yuvanın inşasına yardımcı olabilir. Gafil bir eş ise dinî terbiyeyi çok daha zor hâle getirebilir.

Bu sebeple Müslümanlar evlilik eşini sadece güzellik, servet, toplumsal statü, kabile, milliyet ya da mesleki başarı sebebiyle seçmemelidir. Bunların bir yeri olabilir; fakat dinin yerini tutamazlar.

Salih Bir Eş Seçmek

Salih bir eş, salih çocuklar için en büyük hazırlıklardan biridir. Böyle bir eş kusursuz değildir; fakat Allah’tan korkar. Salih bir eş hesap vereceğini bilir. Salih bir eş helale, namaza, hayâya, dürüstlüğe ve İslami edeplere değer verir.

Çocuklar her gün gördüklerinden öğrenir. Anne babalarının namaz kıldığını, dua ettiğini, doğru konuştuğunu, haramdan kaçındığını ve hata ettikten sonra tövbe ettiğini görürlerse, İslam onlar için gerçek olur. İslam’ı sadece derslerde anılan ama günlük hayatta ihmal edilen bir şey olarak görürlerse, sağlam bir inanç yerine çelişki öğrenebilirler.

Bir Müslüman yuvası yalnızca görünüş üzerine kurulamaz. Takva üzerine kurulmalıdır.

Takva Üzerine Bir Yuva İnşa Etmek

Güzel bir ev, mutlaka bereketli bir yuva demek değildir. Bir evde şık mobilyalar, pahalı süslemeler ve modern konforlar bulunabilir; ama manevi bakımdan çorak olabilir. Bir başka ev ise mütevazı olabilir, fakat Kur’an, namaz, zikir, merhamet ve şükürle dolu olabilir.

İkinci yuva daha üstündür.

Çocukların, Allah’ın adının tabii bir şekilde anıldığı bir ortamda büyümeye ihtiyacı vardır. “Elhamdülillah” sözünü samimiyetle duymalıdırlar. Anne babalarının namaz kıldığını görmelidirler. Hatalardan sonra tövbeye şahit olmalıdırlar. İslam’ın dışarıdakilere yönelik bir gösteri değil, evin içinde yaşanan bir hayat nizamı olduğunu öğrenmelidirler.

Bir çocuğun ilk medresesi evidir. İlk öğretmenleri anne babasıdır. İlk müfredatı ise günlük davranışlardır.

Nikâh ve Nesebin Korunması

İslam evliliği yüceltir ve nesebi nikâh yoluyla korur. Bir çocuğun açıklık, haysiyet, sorumluluk ve meşru bir aile yapısı içinde dünyaya gelme hakkı vardır. Nikâh sadece bir kutlama değildir. Hukuki, duygusal, toplumsal ve manevi sonuçları olan mukaddes bir akittir.

Nikâh sayesinde yakınlık helal hâle gelir ve doğru niyetle, Allah’ın sınırları içinde yaşandığında ibadete bile dönüşebilir. İslam, evlilik içi yakınlığı utanılacak bir şey olarak görmez. Aksine, mahrem anların bile Allah’ı anmakla bağlantılı olması gerektiğini öğretir.

Yakınlıktan Önce Allah’ı Anmak

Evliliğin önemli edeplerinden biri, meşru evlilik yakınlığından önce yapılan duadır. İbn Abbas رضي الله عنهما rivayet ettiğine göre Peygamber ﷺ şu duayı öğretmiştir:

“Bismillah, Allahumma jannibna-sh-shaytan, wa jannibi-sh-shaytana ma razaqtana.”

Bu, Allah’tan şeytanı eşlerden ve Allah’ın onlara verebileceği şeyden uzak tutmasını istemek demektir. Bu rivayet Sahih al-Bukhari 6388’de yer almaktadır. (Sunnah)

Bu sünnet, çocukların Allah’ın takdiriyle yaratıldığını ve manevi korunmanın çocuk daha oluşmadan önce başladığını eşlere hatırlatır. Birçok anne baba kıyafetleri, isimleri, odaları ve doktor randevularını hazırlar; fakat aile hayatının başlangıcıyla ilgili nebevî rehberliği ihmal eder.

Müslüman bir çift, bu sünneti tevazu ve ciddiyetle ihya etmelidir.

Hamilelik: İbadet ve Dua Mevsimi

Hamilelik yalnızca biyolojik bir süreç değildir. Aynı zamanda tefekkürün, ibadetin, sabrın ve duanın vaktidir. Anne, Allah’ın izniyle bir can taşır. Bedeni değişir, duyguları farklılaşır ve gücü sınanabilir. Bu, şerefli bir meşakkattir.

Hamile annenin, gücü yettiğince günlük ezkâr, Kur’an, dua, namaz ve Allah’ı zikretme gibi genel sünnetleri sürdürmesi güzeldir.

Anne; Allah’tan salih bir evlat, sağlam bir kalp, faydalı ilim, güzel ahlak, şeytandan korunma ve İslam üzere sebat isteyebilir. Yorgunluk içinde yapılan sessiz bir dua son derece kıymetli olabilir.

Baba da dua etmeli, destek olmalı, helal rızık aramalı ve sorumluluğa kendini hazırlamalıdır.

Doğumdan Önce Babanın Sorumluluğu

Babanın rolü doğumdan sonra başlamaz. Doğumdan önce başlar. Anneye destek olmalı, evi korumalı, helal yollardan geçimi temin etmeli ve merhametle önderlik etmeye kendini hazırlamalıdır.

Görevinin yalnızca maddi geçim sağlamak olduğunu düşünen bir baba, babalığı yanlış anlamıştır. Geçim önemlidir; fakat rehberlik de önemlidir. Bir çocuğun, manevi olarak yanında olan, duygusal olarak yanında olan ve ahlaki olarak yanında olan bir babaya ihtiyacı vardır.

Peygamber ﷺ, her insanın bir çoban olduğunu ve gözetimi altındakilerden sorumlu tutulacağını buyurmuştur. Aynı hadiste özellikle, erkeğin ailesinin çobanı olduğunu ve onlardan sorumlu olduğunu; kadının da kocasının evinin ve çocuklarının çobanı olduğunu ve onlardan sorumlu olduğunu belirtmiştir. Bu rivayet Sahih al-Bukhari 7138 ve Sahih Muslim 1829’da geçmektedir. (Sünnet)

Bu hadis, her iki ebeveyni de uyanık olmaya sevk etmelidir. Ebeveynlik pasif bir hâl değildir. Gütmek ve gözetmektir.

Yeni Doğanı Şükürle Karşılamak

Bir çocuk dünyaya geldiğinde, Müslüman aile Allah’a şükürle karşılık vermelidir. Çocuk ister erkek olsun ister kız, mümin Allah’ın takdirini rızayla karşılar. Kız evlat hayal kırıklığı değildir. Erkek evlat da salihliğin garantisi değildir. Her ikisi de nimettir ve her ikisi de imtihandır.

İslam, kız çocuklarını değersiz gören cahiliye anlayışını ortadan kaldırmak için gelmiştir. Bir kızın doğumu asla annenin kusuru ya da üzüntü sebebi gibi görülmemelidir. Allah, erkek ve kız çocukları hikmeti doğrultusunda verir.

Yeni doğan; kibir, israf veya kültürel rekabetle değil, zikir, dua, şefkat ve şükürle karşılanmalıdır.

Tahnik: Yeni Doğan İçin Bir Sünnet

Yeni doğanla ilgili sünnet uygulamalarından biri tahniktir. Bu, hurmayı yumuşatıp çok az miktarını yeni doğanın damağına sürmek demektir. Sahih Muslim 2146b, yeni doğan için tahnik tavsiyesini zikreder ve ayrıca çocuğun doğduğu gün isim verilmesinden de bahseder. (Sünnet)

Tahnik, bir çocuğun hayatının ilk anlarını nebevî rehberlikle buluşturur. Aileye, sünnetin hayatın her alanına girdiğini hatırlatır: doğum, isim verme, yeme, uyuma, evlilik, ibadet ve ebeveynlik.

Müslümanlar sünnetten dolayı çekingenlik duymamalıdır. Hidayet; modaya, akımlara veya modern onaya göre ölçülmez. Hidayet, Allah’ın indirdiği ve Resûlü’nün ﷺ öğrettiğidir.

Çocuğa Güzel Bir İsim Vermek

Bir çocuğun güzel bir isim hakkı vardır. İsimler anlam, kimlik ve duygusal ağırlık taşır. Güzel bir isim, çocuğa Allah’a kulluğu, nebevî asaleti veya salih ahlakı hatırlatabilir.

Anne babalar, bozuk anlamlar taşıyan, kibir ifade eden veya İslami değerlerle çelişen çağrışımlara sahip isimlerden kaçınmalıdır. İsim sadece kulağa hoş gelmemelidir. Güzel bir anlam da taşımalıdır.

Sahih Muslim 2146b, çocuğa doğduğu gün isim verilmesinden ve Abdullah, İbrahim ile peygamberlerin isimleri gibi isimlerin tavsiye edilmesinden söz eder. (Sünnet)

Müslüman bir isim, kimliğin, aidiyetin ve kulluğun ömür boyu süren bir hatırlatıcısı olabilir.

Akika: Kurbanla Şükür

akika , bir çocuğun doğumuyla bağlantılı sünnet bir uygulamadır. Allah’a şükrün bir ifadesi ve meşru kurban ile cömertlik yoluyla sevinci paylaşmanın bir vesilesidir.

Akika için sağlam bir kaynak, Peygamber’in ﷺ yeni doğan erkek çocuk için akika kesilmesini zikrettiği Sahih al-Bukhari 5472’dir. (Sünnet) Sunan Abi Dawud 2838’de kurbanın yedinci günde kesildiği, çocuğun başının tıraş edildiği ve çocuğa isim verildiği belirtilir. (Sünnet) Jami’ at-Tirmidhi 1513’te erkek çocuk için iki koyun, kız çocuk için bir koyun olduğuna dair rivayet nakledilir. (Sünnet)

Akika, Müslümanların sevincinin şükür, ibadet ve cömertlikle bağlantılı olması gerektiğini öğretir.

Her Çocuğun Fıtratı

Peygamber ﷺ, her çocuğun fıtrat üzere doğduğunu; sonra anne babasının onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yaptığını buyurmuştur. Bu hadis Sahih al-Bukhari 1358’de yer alır. (Sünnet)

Bu hadis, İslami ebeveynlikte temel niteliktedir. Çocuk ruhen boş olarak doğmaz. Allah’ı tanıyan doğal bir yaratılış üzere doğar. Fakat ailenin ve çevrenin, bu fıtratın nasıl beslenip geliştirileceği, nasıl örtüleceği, nasıl bozulacağı veya nasıl korunacağı üzerinde güçlü bir etkisi vardır.

Anne babalar bunu derinden kavramalıdır. Onlar tarafsız etkiler değildir. Tercihleri, çocuğun hakikati, ibadeti, hayâyı, ahlakı ve kimliği nasıl anlayacağını şekillendirir.

İmanın İlk Mektebi Olarak Anne Baba

Çocuklar örgün eğitime başlamadan önce anne babalarını çoktan incelemiş olurlar. Anne babalarının nasıl konuştuğunu, tartıştığını, namaz kıldığını, harcadığını, affettiğini, tepki verdiğini ve tövbe ettiğini izlemişlerdir.

Yalan söyleyen bir baba, dürüstlük hakkında nasihat etse bile yalanı öğretir. Gıybet eden bir anne, kötü ahlaktan sakındırsa bile gıybeti öğretir. Namazı önemsemeden geciktiren anne babalar, İslam’ın önemli olduğunu söyleseler bile namazın ikinci planda olduğunu öğretir.

Çocuklar çelişkileri fark eder. Kalpleri bunları kaydeder.

Bu sebeple anne babalar yalnızca İslam’ı emretmemelidir. İslam’ı yaşamalıdırlar.

Çevrenin Önemi

Çevrenin güçlü bir etkisi vardır. Çocuk; aileden, komşulardan, okuldan, arkadaşlardan, medyadan, çevrim içi içerikten, akrabalardan ve toplumsal hayattan etkilenir. Anne babalar her şeyi kontrol edemez; fakat kontrol edebilecekleri hususlarda da ihmalkâr olmamalıdır.

Salih insanların çevrelediği bir çocuk, faydalı sözler işitmeye, güzel ahlâka şahit olmaya ve İslam’ın yaşanışını görmeye daha yatkın olur. Bozulmuş bir çevrenin içinde büyüyen çocuk ise günaha, bayağılığa, kibire, hayâsızlığa ve gaflete yavaş yavaş alışabilir.

İslami ilke paranoya değildir. Bu, koruyup gözetmektir.

Salih Bir Mahalle Seçmek

Müslüman ailelerin bir ev seçmeden önce ahlaki ve dinî çevreyi dikkate alması hikmetli bir davranıştır. Bu, sahih bir rivayet zikredilmedikçe doğrudan hadis lafzı gibi değil, pratik bir İslami tavsiye olarak sunulmalıdır.

Maneviyat açısından zararlı bir çevredeki güzel bir ev, aile için tehlikeli hâle gelebilir. Salih insanların, bir mescidin ve iyi arkadaşlığın yakınında bulunan daha sade bir ev, çocuğun dini için daha hayırlı olabilir.

Allah ﷻ buyurur:

“Zulmedenlere meyletmeyin; yoksa size ateş dokunur...”
Kur’an 11:113 (Kur’an Arapça Derlemi)

Bu ayet, Müslümanlara kötülüğü normalleştiren ve kalbin Allah’a bağlılığını zayıflatan çevrelere karşı dikkatli olmalarını hatırlatır.

Çocukları Zararlı Etkilerden Korumak

Çocuklar, tekrar tekrar gördükleri ve işittikleri şeylerden etkilenir. Eğlence, sosyal medya, oyunlar, müzik, ünlüler, akranlar ve çevrim içi şahsiyetler çoğu zaman belli değerler taşır. Bunlar çocuklara neye hayran olacaklarını, neye güleceklerini, neyi arzulayacaklarını ve kimi örnek alacaklarını öğretir.

Anne babalar; itaatsizliği, hayâsızlığı, kibri, dinle alay etmeyi veya günahkâr hayat tarzlarına hayranlığı normalleştiren medya ve eğlence içeriklerine karşı dikkatli olmalıdır.

Rol Modeller ve Kimliğin Şekillenmesi

Çocuklar hayran olduklarını taklit eder. Eğer kahramanları günahı, kibri, şehveti, açgözlülüğü ve başkaldırıyı yücelten kimselerse, çocuk İslami ölçülülüğü tuhaf görmeye başlayabilir. Eğer kahramanları peygamberler, sahabiler, âlimler, ibadet ehli kimseler, cömert insanlar ve cesaret sahibi kişilerse, hayal dünyası asaletle dolar.

Anne babalar çocuklara peygamber kıssalarını, Nebi ﷺ’in siyerini, sahabileri ve salih Müslümanları bilinçli şekilde tanıtmalıdır. Bir çocuğun, gösterişe değil imana dayanan büyüklük örneklerine ihtiyacı vardır.

Müslüman anne baba, çocuğun kahramanlarını bilinçli biçimde belirlemelidir.

Çocuklar Arasında Adalet

İslam, çocuklar arasında adaleti emreder. Anne babalar; hediye, ilgi, sevgi, fırsat veya dinî hassasiyet konusunda kayırmacılık yaparak kırgınlık oluşturmamaya dikkat etmelidir.

Peygamber ﷺ şöyle buyurmuştur:

“Allah’tan korkun ve çocuklarınız arasında adil olun.”

Bu rivayet, En-Nu‘mân b. Beşîr رضي الله عنه hadisinde Sahih el-Buhari 2587’de geçmektedir. (Sünnet)

Adalet, her pratik konuda her zaman birebir aynı muameleyi yapmak demek değildir; çünkü çocukların ihtiyaçları farklı olabilir. Fakat anne babanın kalbi de tavrı da adil olmalıdır. Erkek ve kız çocukların her ikisi de dinî eğitim, duygusal ilgi, ahlaki terbiye ve adil nafaka almalıdır.

Din Eğitimi Anne Babanın Yükümlülüğüdür

Din eğitimi isteğe bağlı değildir. Hafta sonuna sıkıştırılmış bir süs de değildir. Tamamen bir imama, İslami okula veya çevrim içi öğretmene devredilebilecek bir şey hiç değildir.

Bir çocuk tevhidi, namazı, abdesti, Kur’an’ı, duayı, Peygamber ﷺ sevgisini, güzel ahlâkı, helali ve haramı, tesettürü, doğruluğu ve Allah huzurunda hesap vereceğini öğrenmelidir.

Bu eğitim sıcak, hikmetli, istikrarlı ve yaşa uygun olmalıdır. Sertlik, dini bir ceza gibi hissettirebilir. İhmal ise dini önemsiz gösterebilir. Nebevî yol; kararlılıkla birlikte merhamet, açıklıkla birlikte sevgi ve sabırla birlikte eğitimdir.

Ahireti İhmal Etmeden Dünya Eğitimi

İslam, faydalı dünyevi eğitime karşı değildir. Müslümanların doktorlara, mühendislere, öğretmenlere, inşaat ustalarına, yazarlara, işletme sahiplerine ve yetkin meslek erbabına ihtiyacı vardır. Helal niyetler ve sınırlar içinde arandığında mükemmellik övgüye değerdir.

Fakat dünyevi eğitim, dinî eğitimi yutmamalıdır.

Okulda başarılı olduğu hâlde namazı düzgün kılamayan bir çocuk mahrum bırakılmıştır. İleri düzey akademik dili bildiği hâlde tevhidin temel esaslarını bilmeyen bir çocuk ihmal edilmiştir. Sınavlara hazırlanan ama kabre hiç hazırlanmayan bir çocuğa tehlikeli bir dengesizlik öğretilmiştir.

Ahiret bu hayattan daha uzundur. Kabir mezuniyetten daha kesindir. Cennet ise her kariyerden daha büyüktür.

Baba Bir Çobandır

Müslüman bir baba yalnızca para sağlayan biri değildir. O bir çobandır. Onun liderliği merhametli, ilgili, koruyucu ve sorumluluk sahibi olmalıdır.

Çocuklarının arkadaşlarını, kaygılarını, alışkanlıklarını, güçlü ve zayıf yönlerini bilmelidir. Onların namazı sevmelerine, mescide gitmelerine, annelerine saygı duymalarına, doğru konuşmalarına ve haramdan kaçınmalarına yardımcı olmalıdır.

Çocuklarının kalbinde yeri olmayan bir baba, onlar üzerindeki etkisini kaybedebilir. O zaman yabancılar, ekranlar ve akranlar onların rehberi hâline gelir.

Babalık yalnızca faturaları ödemekle yerine getirilmiş olmaz.

Anne Bir Koruyucu ve Yetiştiricidir

Annenin, çocuğun kalbini şekillendirmede çok büyük bir rolü vardır. Onun şefkati, ibadeti, sabrı, konuşması, düzeltmesi ve duası derin izler bırakır. Nice salih insan, fedakârlıkları halktan gizli ama Allah katında malum olan salih anneler tarafından yetiştirilmiştir.

Bununla birlikte İslam, bütün yükü yalnızca annenin omzuna yüklemez. Çobanlık hadisi, erkeklerin ve kadınların kendi emanetleri içindeki sorumluluğunu birlikte zikreder. (Sünnet)

Çocuk yetiştirmek ortak bir vazifedir. Baba ile anne, iyilik ve takva üzere yardımlaşmalıdır.

Merhametle Disiplin

Çocukların disipline ihtiyacı vardır; fakat İslami disiplin zulüm değildir. Aşağılama, kontrolsüz öfke, hakaret veya sertlik hiç değildir. Disiplin; öz denetimi, edebi, sorumluluğu ve Allah bilincini öğretmek demektir.

Anne babalar iki uçtan kaçınmalıdır: sert otoriterlik ve umursamaz serbestlik. Sertlik korku, ikiyüzlülük veya kırgınlık üretebilir. Aşırı serbestlik ise hak görme duygusu ve manevi gaflet doğurabilir.

Dengeli yol, kararlı merhamettir. Açık sınırlar. Sevgi dolu düzeltme. Tutarlı beklentiler. Güzel örneklik. Sürekli dua.

Çocuk, kuralların Allah önemli olduğu için, nefs önemli olduğu için ve karakter önemli olduğu için var olduğunu bilmelidir.

Ahlaki Gevşekliğin Hâkim Olduğu Bir Toplumda Çocuk Yetiştirmek

Ahlaki gevşekliğin yaygın olduğu bir toplumda Müslüman çocuk yetiştirmek teyakkuz gerektirir. Birçok toplum, İslam’ın yasakladığını normalleştirir ve İslam’ın yücelttiği şeylerle alay eder. Tesettür geri kalmışlık gibi görülebilir. Allah’a itaat kısıtlama gibi sunulabilir. Eğlence, hayâsızlığı süsleyip cazip gösterebilir. Tüketimcilik ise çocuklara arzularının peşinden sınırsızca koşmayı öğretebilir.

Böyle bir ortamda edilgen anne babalık tehlikelidir.

Anne babalar çocuklarında İslami özgüven inşa etmelidir. Çocuklar Müslüman oldukları için kendilerini aşağı görmemelidir. Yaşlarına uygun şekilde, İslam’ın neden öğrettiğini öğrettiğini anlamalıdırlar. Sevgiye, sohbete, Müslüman arkadaşlığa, mescitle bağ kurmaya ve İslam’ın güzelce yaşandığı bir yuvaya ihtiyaçları vardır.

Gevşek bir toplum gürültülü olabilir; ama samimi bir Müslüman yuvası yine de ışık saçabilir.

Her Anne Babanın Hazırlıklı Olması Gereken Soru

Her anne baba, Allah’ın huzurunda durup kendilerine emanet edilen çocuklar hakkında sorguya çekildiklerini hayal etmelidir.

Onlara ne öğrettiniz?
Kalplerine neyin girmesine izin verdiniz?
Onları açık kötülükten korudunuz mu?
Onları helalden mi beslediniz?
Namazı örnek oldunuz mu?
İslam’ı onlara sevdirdiniz mi?
Onlara adaletli davrandınız mı?
Onlar için dua ettiniz mi?
Onların cennetini mi öncelediniz, yoksa yalnızca dünyadaki başarılarını mı?

Bu sorular, son sorgulama gelmeden önce kalbi şimdi uyandırmalıdır.

Süregelen Bir Mükâfat Olarak Salih Evlat

Salih bir evlat, bir müminin geride bırakabileceği en güzel miraslardan biridir. Servet yok olabilir. Binalar yıkılabilir. İtibar silinebilir. Ama anne babası için dua eden salih bir evlat bir hazinedir.

Peygamber ﷺ, anne babası için dua eden salih evladın, kişi öldükten sonra da faydası devam eden ameller arasında olduğunu öğretmiştir. Bu rivayet Sahih Muslim 1631’de geçmektedir. (Abuamina Elias)

İşte bu yüzden anne babalık bilinçli olmalıdır. Müslüman anne baba yalnızca geleceğin çalışanını, öğrencisini, eşini ya da vatandaşını yetiştirmiyor. Allah’ın bir kulunu yetiştiriyor.

Sonuç: Allah Rızası İçin Anne Babalık

İslam’da çocuk sahibi olmak derin bir nimet ve ağır bir sorumluluktur. Bu süreç doğumdan önce, hatta evlilikten de önce, salih bir eş seçimi ve takva üzerine kurulu bir yuvanın tesisiyle başlar. Helal yakınlık, Allah’ı anma, hamilelik, doğum, tahnik, isim verme, akika, eğitim, terbiye, çevre, adalet ve ömür boyu rehberlikle devam eder.

Çocuklar fıtrat üzere doğar. Sonra onları anne babaları ve içinde bulundukları çevre şekillendirir. Bu gerçek, her anneyi ve babayı tevazuya sevk etmelidir.

Müslüman anne baba yalnızca okul, kariyer, evlilik ve maddi istikrar için değil, çocuğun Allah katındaki durumu için de plan yapmalıdır. En büyük başarı, çocuğun insanlar tarafından takdir edilmesi değil, Allah tarafından sevilmesidir.

Allah, Müslüman anne babalara dinini derinlemesine anlama nasip etsin. Onlara salih eşler, salih yuvalar, salih evlatlar ve salih nesiller ihsan etsin. Ailelerimizi şeytandan, zararlı çevrelerden ve gafletten korusun. Çocuklarımızı göz aydınlığımız, tevhidin taşıyıcıları, Sünnet’in takipçileri ve cennet ehli kılsın.

SubhaanakAllaahumma wa bihamdik, ash-hadu an laa ilaaha illa anta, astaghfiruka wa atoobu ilayk.


Kaynakça

  1. Kur’an 66:6 — kişinin kendisini ve ailesini Ateş’ten koruma emri. (Quran.com)

  2. Kur’an 11:113 — zalimlere meyletmeye karşı uyarı. (Quranic Arabic Corpus)

  3. Sahih al-Bukhari 6388 — evlilik yakınlığından önce yapılan dua. (Sunnah)

  4. Sahih al-Bukhari 1358 — her çocuk fıtrat üzere doğar. (Sunnah)

  5. Sahih Muslim 2146b — yeni doğana tahnik yapılması ve isim verilmesi. (Sunnah)

  6. Sahih al-Bukhari 5472 — yeni doğan için akika. (Sunnah)

  7. Sunan Abi Dawud 2838 — yedinci günde akika, başın tıraş edilmesi ve isim verme. (Sunnah)

  8. Jami’ at-Tirmidhi 1513 — erkek çocuk için iki koyun, kız çocuk için bir koyun. (Sunnah)

  9. Sahih al-Bukhari 2587 — çocuklar arasında adalet. (Sunnah)

  10. Sahih al-Bukhari 7138 / Sahih Muslim 1829 — her insan bir çobandır ve sorumluluğu altındakilerden mesuldür. (Sunnah)

  11. Sahih Muslim 1631 — ölümden sonra anne babası için dua eden salih evlat. (Abuamina Elias)

  12. Asıl kaynak: Ibraheem Abubakr Amosa, “Müslüman Çocuğun Yetiştirilmesi … Gevşek Bir Toplumda.” (academia.edu)

İlgili Yazılar